
O akşam, İstanbul âşığı, felsefe tutkunu ve aşk düşkünü İstanbulluların yaşadığı bir akşamsa, daha bir b/aşkadır...
Felsefe ve "Aşk": "Bilgi/bilge sevgisi/aşkı" felsefe, hepimizin can damarına dokunacak bu akşam. Bir türlü içine giremediğimiz ya da içinden hiç çıkamadığımız "aşk" olgusunu dile getirecek sevgili Dr. Ufuk Yaltıraklı dostumuz.
Bir de Yaltıraklı'nın güzel yüzü, güzel gözleriyle bakacağız aşka bu akşam; yine, onun güzel felsefi diliyle konuşacağız aşkla bu akşam... Niye saklanıyor sanıyorsunuz, "aşk"ın üç harfi tek bir AKŞamda?
Öyleyse gelin, bırakalım kendimizi bu İstanbul Akşamı'na: gersin çift yanlı yayı "S"yi ve salsın yüreğindeki "İ" okunu izleyenlerin gönül evine şu İstanbul. Vurulur da düşersek İstanbul'un "U" kuyusuna, elbet bir "Yakup" çıkar da bulur bizi o kUyUda. Ya da bulamazsa en azından, bir ağlayanımız olur: "Yusuf'um! Yusuf'um!" deyu...
O da olmazsa, o kuyuda ya Kerem-Mecnun-Tahir olarak yatar, yatar ağlarız Aslı-Leyla-Zühre'lerimize. Öyle ya, ne demişti büyük şairimiz Nâzım Hikmet: "Ayıp değil, Tahir ile Zühre olmak; ölmek de ayıp değil bir aşk yüzünden..." Anlayacağınız, Yaltıraklı'yla bu akşam Havuzbaşı yöresindeki "aşk bahçesi"nin patikalarında yürüyeceğiz hep birlikte.
Bakarsınız Aristotales, Sokrates, Platon, Herakleitus da çıkagelir karşı yakadan ve katılırlar aramıza. Lyr'ini (kısa saplı bağlamasını) kapıp ozan Orpheus da çıkagelir bakarsınız: "Benim sadık yârim kara topraktır," deyişiyle "ölmeden ölmeyi" öneriverir bizlere. O eski Trakya miti, bu kez İstanbul'un bu yakasında Dragos Tepe'sinde yeniden "örülür" Apollon'un bu oğlu aracılığıyla. Orpheus'un Eurydike'sinde bulup yitirdiği, bizlerin hepimizin her yerde dört gözle aradığı o "en sadık yâr"in ne/kim olduğu sorusunun yanıtı, bu tepenin taşına da bir kez olsun kazınır bakarsınız: kim bilir!
Bu akşamki "aşka ilişkin söyleşi"nin ardından Havuzbaşı yöresindeki patika üzerinden yürüyüp, "geri dönerken, ardınıza hiç bir zaman bakmamanız"da büyük yarar var. Niçin mi? Orpheus'un trajedisini yaşamamanız için...
Şimdi gelelim konuşmacımız Ufuk Yaltıraklı'ya... Kim midir?
1950 İstanbul doğumlu olan Ufuk Yaltıraklı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Yine bu fakültede "Hegel'in Fenomenolojisinin Bilgi Kuramsal Temelleri" adlı teziyle "Felsefe Doktoru" unvanını aldı (23.02.1986). Almanya'nın Berlin kentinde yaşayan Yaltıraklı, Nürnberg Erlangen Friedrich Alexander Üniversitesi'nde beş yıl kadar görev yaptıktan sonra, yine Berlin'de üç yıl süreli psikoterapi eğitimi aldı. Şu sıra Berlin'de biri Katholische Fachhochschule, öbürü Evangelische Hochschule olmak üzere iki yüksek okulda dersler veren Yaltıraklı, bir çatı örgütü ve sivil toplum kuruluşunda psikososyal danışman ve psikoterapist olarak çalışıyor.
Yaltıraklı bu kez İstanbul'da: Kartal Dragos Sahil Sitesi Havuzbaşı yöresinde Cumartesi (bugün) saat 20:40'ta başlayacak "Felfese ve Aşk" konulu konuşması öncesinde, izleyicilere güzel bir keman ve flüt resitali de sunulacak.
("İstanbul'da Felsefe Akşamları Bir Başkadır - Felsefe ve Aşk" adlı bu etkinliği Facebook aracılığıyla yürüten ve izleyicileri etkinlik ve konuşmacı üzerine bilgilendiren Sayın M. Yalçın Genç'e teşekkürler.)
0 Yorum:
Yorum Gönder