Selam Olsun!


selam olsun!


selam olsun bizden güzel dünyaya,
bahçelerde hâlâ güller açar mı?
selam olsun sonsuz güneşe, aya,
ışıklar, gölgeler suda oynar mı?



bahçelerde hâlâ güller açar mı?


hepsi güzeldi. kar, tipi, fırtına,
günlerin geçişi, ardı ardına.
hasretiz bir kanat şakırtısına,
mavi gökte kuşlar yine uçar mı?


adımızı soran, arayan var mı?


uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,
çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan.
dönmeyen gemiler olduk açıktan,
adımızı soran, arayan var mı?

Selam Olsun | Ahmet Hamdi Tanpınar
Yorumla|Paylaş

Kutsal Aşklar


benim için belki de artık, yalnızca 'sen' olmalısın

bana 'sen', belki de artık, yalnızca gökyüzü olmalısın

dün, akşamüstü başladı her şey.
...
sabah erken kalkmıştım... gözlerimi nereye doğrulttuysam bir boşlukla karşılaştım. neye doğrulttuysam bakışlarımı, yüzünü, sırtını çevirmişti bana. neyi arasam bulamıyordum. yalnızca gölgelerle doluydu sanki evimin içi.
neye elimi uzattım, neye elimi attımsa boşta kaldı elim.
öylesine sıkıntılı bir gündü ki, akşamı zor ettim.

içim dışım sıkıntı doluydu. çıkayım bir akşamüstü yürüyüşüne, birkaç insan yüzü göreyim dedim. çıktım caddeye... o ne?

in cin top oynuyor ortalıkta. tek bir insan göremiyorum.
park etmiş otomobillerle dolu, yolun iki yanı.
tuhaf, derin bir sessizilik. 'hayalet kasaba'ya dönmüştü mahalle.

yürüyordum... boğazımda, bırakıversem kendimi, art arda hıçkırıklara dönüşecek, binbir düğüm.


aşk, nereye kadar?


yürüyordum... yüreğim zorlanıyordu işini görmekte. tuhaf bir sızı başladı, sol köşesinde yüreğimin. giderek içerisinde yayılmaya başladı sızı. genişledi, genişledi...

yürüyordum... göğsümün üzerine ateşten bir kuşak bağlanmıştı. sıktıkça sıkıyordu bu kuşak göğsümü. göğsümdeki sızıyı, acıyı sızdırmamaya çalışıyordu dışarı ateşten kuşak...

yürüyordum... hayır, yürüyemiyordum artık.

durdum... ilerde bir tepe. vardım gittim oturdum eteğinde bir yere. otlara, çimenlere, yaban çiçeklerine, eşek dikenlerine baka baka dinleniyordum. bir süre öyle kaldım.

kaldırdım sonra başımı... o ne?
önümde istanbul... önümde boğaz... önümde köprü...
daha bir kaldırdım başımı...

... derken gökyüzü... 'o-gökyüzü'...

baka baka göğe, büyülenmiştim.
dilime takılı kaldı şu birkaç söz:

"benim için belki de artık 'sen',
yalnızca 'sen' olmalısın
belki de artık, bana 'sen',
yalnızca 'gökyüzü' olmalısın"
...
döneyim artık dedim evime. biraz olsun gelmiştim kendime.
tuttum evin yolunu...

zihnimde bir kısır döngü... ağzımda mırıltılar.
yürüyordum...
"benim için belki de artık 'sen'
yalnızca 'sen' olmalısın..."

yürüyordum...
"bana 'sen', belki de artık
yalnızca 'gökyüzü' olmalısın"

yürüyordum...
kimi evlerin az ışıklı balkonlarında hayalet gibi duran bazı kadınlar...
hayır... bütün evlerin evet, bütün evlerin az ışıklı balkonlarında kadınlar...
ellerinde, kulaklarında cep telefonları...
'kandiliniz mübarek olsun... efendimize hürmetler.'

yürüyordum...
'hürmetler efendim... sizinki de mübarek olsun...'

yürüyordum...
'kutlarım evdeki herkesin kandilini...'

yürüyordum... mahalle camiinin önü...
[önüme ansızın bir parça aydınlık düşüveriyor gökyüzünden.
başımı kaldırıyorum... turuncu bir gök... tuğladan yansıyan kırmızıları sönük o minare...
cıvıldayan kandil ışıkları...]
...
açıyorum bahçe kapımı...
sarı sarı akşamsefalarım. hepsi açmış çiçeklerini, çekiyorum birkaç fotoğraf...
evimin karşısındaki tekstil atölyesinin önünde, birdenbire insan sesleri...
genç kızlar, genç delikanlılar... ayak sesleri...
yalnızca sesler...
içimden bakmak gelmiyor o yöne...
baksam, ruhuma o tuhaf sıkıntı dolacak hemen. biliyorum...

[penceremden her bakışımda, rastlarım onlardan birkaçına... gözgöze gelirim biriyle, sonra biriyle... sonra...
yemek ve çay saati paydoslarında, gelir kızlardan 5-6'sı. otururlar benim büyük incir ağacının altındaki 10'lu merdivene. yer yemez ordan burdan derledikleri sandöviçlerini... yakarlar sigaralarını... derin bir duman çekerler sigaralarından. sonra çıkarırlar cep telefonlarını... basarlar tuşlara... basarlar... basarlar... basarlar.]

derken dış kapı... giriyorum evime. yakıyorum ışığımı.
ev gibisi yok... bakıyorum, her şey yerli yerinde...
yalnızlık... o, baş köşede. sanki, biraz keyifli de bu akşam.

bir orta kahve... koltuk... bitince kahve, yum gözlerini...
turuncu! evet, turuncu bir gökyüzü... 'o-gökyüzü.'

cııırt! cııırt! cırt! cep telefonum... mesaj geldi anlaşılan...
duvar saati, masa saati, kol saati... 20:24:01...
yüreğimin içinde, ama hangi köşede bilmiyorum. küçücük bir cızzz!
cep telefonum... alıp, basıyorum tuşlara... basıyorum... basıyorum...

bir el uzanıp çeviriyor mandalını yüreğimin, aralanıyor kendiliğinden kapı... küçücük bir serçe...
pırrr! havalanıyor...

'yollandı: 26 tem 2010'. bakalım ne yollanmış?


aralanıyor, gönül gözümün kapısı...

GÖNÜL GÖZÜ GÖRMEYEN
CAN GÖZÜNÜ NEYLESİN

DÜNYADA DÖNMEYEN DİL
MAH$ERDE NE SÖYLESİN

MEVLAM SENİ DE ÇOK SEVDİĞİ
KULLARINDAN EYLESİN...

kandiliniz mübarek olsun.



teşekkürler hanımefendi...


[teşekkürler, hanımefendi:
özlemişim, güzel dilinizi

o güzel dilinizden çıkan
bu güzel sözlerinizi...]
Yorumla|Paylaş

Yâren Evi


sol yanımı, boş koymuştum.
gelir de, doldurursun diye.
geldin... hoş geldin!

- bildin mi?
- d/oldurabildin mi?
- bildin mi?
- dol/durabildin mi?

ben, 'hayır!' diyeceğim de şimdi, çok 'ayıp' olacak. gel, sen kendin de! 'hayır,' de. kocaman bir 'HAYIR!' de... ya da küçücük bir 'evet!'...



ANADOLU BÜYÜSÜ

kolaydır gelmek. kolaydır da, gelinen yerlerde 'durmak' zordur... [niye?]
kolaydır gitmek. kolaydır da, giderken bir 'hoşça kal,' demek, duramamaktan da zordur. [niye?]

gelirsin... gelirsin ama; getiremezsin yanında, kopup geldiğin yerdeki şarkıları, şiirleri, türküleri... bana getiremezsin. geldiğin yerde paylaştığın her şeyi, her şiirşeyi 'öksüz' bırakır; öyle gelirsin bana. [niye?]

GÖÇ

bakarsın yola çıkmadan önce 'çantana'... telefon defterine... telefonuna. 'aman ha!' dersin, 'bir yanlış anlamaya yol açmayayım.' [niye?]

oysa ben... gelince görebileceğin yerlere koyarım bütün 'suç aletleri'mi... göresin, sezesin diye işlediğim suçları. [niye?]
sormazsın sen. çünkü, bilirsin....
'niye olmasın? sen de insansın,' dersin. hayır, yüzüme demezsin. ben anlarım, senin yüreğinin vuruş sayısından anlarım her şeyi.

bilirsin sen beni...
küçük şeylerin arkasına saklanırım ben.
sen, bulasın diye beni hemen... [niye?]
...
daha kapı önündeki ilk kucaklaşmada: 'sen b/aşka'sın,' dersin (bu demektir ki, bir b/aşkası daha var). [niye?]

geldiğini gördüğümde, kapı önünde, 'peki derim, ben b/aşkayım... gel, içeri gel!'

girer girmez içeri, bırakırsın elindekileri mutfağa: 'yemekler, benden bugün,' dersin. menüde bu akşam, 'kızarmış tavuk, pilav, tütsülenmiş peynir var,' dersin (hayır hayır, bunu yalnızca doğum günüm ağustos 18'de yapmıştın. yanı sıra daha ne vardı, bir bakalım?).


ÖZLEM

18 ağustos'tu evet, o günü anlatayım: 'b/aşka?' der demez ben, 'rakı!' demiştin.
yemekleri tabaklara bölüştürüp, başka ne varsa, balkona kurduğum masaya taşımıştık.
(ilk karşılaşmamızı anımsadın mı, yıllar önceki. ne vardı masada?
içinde bir gül ve birkaç kır çiçeği bulunan bir vazo... ne demiştin görünce? çiçek gerekliyse, söyleseydin ben getirirdim. farkında mısın, ben hiç çiçekten söz etmedim daha sonraları ve sen de, bir kez olsun tek bir çiçek getirmedin...)

diyeceksin ki şimdi, 'rüzgârlıbahçe'deyken sen, getirdiğim rüzgâr gülünü, bak ne çabuk unutmuşsun?'
hayır, unutmadım. yanımda şu anda rüzgâr gülün, bu satırları karalarken. fır fır dönüyor solumda... kapılıvermiş de bu yaz akşamının rüzgârına istanbul'umda... dönüp duruyor fır fır...
...
o akşam ilk dublelerimizi yudumlarken, kaş altından bakıyordun sürekli bana. gözlerimiz buluşunca da, yere bakıyordun hemen.
suçluluk duygunu açığa vuruyordun, bilmemi istiyordun sanıyorum.


EN İYİ DOST

sarhoş oldundu bir süre sonra. 'bana ver bir battaniye, burda balkonda uyurum ben bu gece,' gibi sözler etmeye başlamıştın.
...
ben o günün sonrasını hiç anımsamıyorum, biliyor musun?
o gün, doğum günümdü benim. akşamüstü kutladık... ya sonra?
...


KAVUŞMA

gelince sen aklıma, bak: b/aşka neler daha geliyor?

- kurmamak...
- kurcalamamak...
- söz vermemek...
- söz almamak...
- ertelememek...
- 'an'ı yaşamak...
- sığınmak...
- sığınak...

ne dersin, var mı bir unuttuğum?



Video: Yâren Evi


Yorumla|Paylaş
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Labels | Etiketler

08 Mart 2014 10 05 2015 Anneler Günü 101 Dize 11 Mayıs 2014 12 Mayıs 2013 Anneler Günü 13 Mayıs 2012 14 Şubat 18 Ağustos 18 Ağustos 2010 Doğumgünüm 18 Ağustos 2011 Doğumgünüm 18 Ağustos 2012 18 Ağustos 2013 18 Ağustos 2014 18 Ağustos 2015 Doğumgünüm 2011 2014 Falım 2015 60+1 8 March 8 Mart 8 Mart 2013 Adalar Adalet Ağaoğlu Âh Mine'l-Aşk Ahmet Hamdi Tanpınar Ahmet Haşim Ahmet Ümit Akşamüstleri All The Flowers Gone Altmışa Merdiven Anadolu Büyüsü Anadolu Çalgılarıyla Rahatlama Müziği Anayurt Özlemi Anneler Anneler Günü Âşık Sana Bir Sözüm Var Aşk Aşk Çocukları Aşk İki Nokta Üst Üste Aşk Mektupları Aşk Sürgünü Aşk Şiirleri Aşk Üçgeni Aşk ve Felsefe Aşkın Kokusu Aşkın Renkleri Aşklar Attilâ İlhan Ayın Nadir Aykırı Metinler Aykırı Sesler B. B. King Baba Babalar Günü Bahar Bahr-ı Tahvîl Bahrı Tahvil Behçet Necatigil Ben Birimdeyim O Altmışında Bilmem Şu Feleğin Bir Aşk Öyküsü Bir Bahar Akşamı Bir Yılbaşını Anlamak Blues Boşuna Bekliyorsun Bu Dünyada Olan Bitenler Buket Uzuner Buluşmak Üzere Can Yücel Caz Cemal Süreya Cemre Cep Telefonu Cogito Come Out Whatever You Are Cümleler Çamlıca Çıplak Ayaklıydı Gece Çiçekler Çivitmavisi Çoğulcu Bir Aşk Belgesi De ki Dedicated to Van Gogh Deniz Depremler Der ki Nar DerKenar Devrim Diller ve Nesneler Dilsiz Aşk Divan Şiiri Doğum Gelenekleri Doğum Günüm Doğum Törenleri Doğumgünleri Dost Dostların Anısına Dostluk Dört Mevsim Dr Ufuk Yaltıraklı Duvar Yazıları Dünya Anneler Günü Dünya Annneler Günü 2010 Dünya Annneler Günü 2012 Dünya Kadınlar Günü Editorbey En İyi Dost Erciş Erkeklerimiz eS Eysan Facebook Fal Felsefe Felsefe Akşamları Felsefe ve Aşk Felsefe ve Yaşam Felsefenin Aşkı Felsefenin Tadı Fotoğrafçı Friendship Geldi Kafiye Gitti Safiye Gemiler Giderim Van'a Doğru Göç Gökkuşağı Gökyüzü Gülen Yüzler Ülkesi Güller Gülten Akın Güven Turan Güvercin Ayrılıklar Güvercinler Güvez Güvez Diliyle Güvez Fotoğrafları Güvez Gözüyle Güvez Şiirleri Güzelleme Happy Birthday To Us Hasat Mevsimi Haydar Ergülen Hepi Börtdey Tu As Hepi Börtdey Tuuu Miii Hercai Hide and Seek İblisler Azizler Kadınlar İdiller Gazeli İki Kıta İki Âşık İkimizin Doğum Günü İlhan Berk İlk Akşam İlk Gün İlkbahar İlkyaz İnferno İskender Pala İstanbul İstanbul Baharları İstanbul Etkinlikleri İstanbul Fotoğrafları İstanbul Mevsimleri İstanbul Şiirleri İstanbul ve Aşk İstanbul'da Aşk İstanbul'da Felsefe İstanbullu Şiirler İyi ki Doğdum Joan Baez Kadıköy Kadıköy'de Söyleşi Kadınlar Kadınlar ve Erkekler Kahvaltı Kandil Işıkları Kapı Kara Kuşlar Karakışlar Kargalar Karşılaşmalar Kavuşma Kayahan Özgül Kediler Kedilerin Aşkı KendimLe Kıyılar Klip Kuşlar Kutlama Kutsal Aşklar Kuyudaki Adam Logos Louise Glück Martı Martılarındır İstanbul Mektuplar Moda Mother's Day 2013 Murathan Mungan Mutluluk Müzik Nar Nâzım Hikmet ve Aşkları Nehir Dizeler Netlog Nirvana nirvAnne Omlet Özdemir Asaf Özlem Panorama Papatyalar Parıltı PusulaŞiir Refik Erduran Relaxation Music with Turkish Instrument Renkli Taşlar Resmin Gölgesi Şiire Düştü Ruhi Su Sabah Saint Valantine Day Saklambaç Seçiminiz Hangisi? SekizinciRengim Seni Düşündüm Servet-i Fünun Sevda Sevgi Sevgi Soysal Sevgili Sevgili Sözleri Sevgililer Sevgililer Günü Sevgililer Günü 2015 Sobe Sokaklar Söylenmezi Bulmak SuSu Şeker Bayramı Şeyh Galib Şiir Şiir Şey Şiir Şeyler Şiirler ŞiirŞey ŞiirŞeyler Şubat Taşlamalar Tevfik Fikret Tuttum Birini Sevdim Ufuk Yaltıraklı Üsküdar Üzgün Kediler Gazeli Van Erciş Depremi Van Gogh'a Adanmıştır Vapur Vapurlar Video Videolar World Mothers Day World Women Day Yakalar Yalnızlıklar Yâren Yâren Evi Yârenlere Ağıt Yaş Yaşam Yaz Yaz Issız Yazısız Yeni Yıl Yeni Yıl Kutlaması Yılbaşı Yolllar Yunus Emre Yurdumsun Ey Uçurum Yürümek