Gül On Para!

gül on para ... gül on para

gül on para, gül on para!
kolunda bir güzel sepet
içinde gül beş on sıra
temiz, sevimli bir çocuk
diyor, malım değil soluk
gelin, alın çabuk çabuk...
gül on para, gül on para!

meali kondu gönlüme
şu levha-i letafetin
hayat sundu gönlüme
çocuk güzel, eda güzel
çiçek güzel, heva güzel...
bu pek dokundu gönlüme!

hanımlara ... gül on para!

hanımlarım, gül on para!
sepet boşaldı da yine
deyip dururdu maskara
gül on para, alın hele
dikersiniz de mendile
kemer yaparsınız bele
gül on para, gül on para


[A(yın) Nadir, Servet-i Fünun, sayı 275, 6 haziran 1312, s. 253-254.
dergide yayımlanan bu şiirin tablosu Tevfik Fikret'e çizdirilmiştir.
Resmin Gölgesi Şiire Düştü, Kayahan Özgül, YKY, s. 113-114 ]

Yorumla|Paylaş

Seni Konuştuk: Biz 2 Güvercin, Dün Gece...

bana, beni; bana, 'her şeyi' öğreten kadın!

istanbul'da, bugünden 39 yıl önce, üniversite yıllarımda, 21'imde karşıma çıkıp da, 3 yıl içinde: bana kardeşliği, bana arkadaşlığı, bana sevgiyi, bana saygıyı, bana sevdayı, bana aşkı öğreten kadın!
seni konuştuk! senden konuştuk: biz 2 güvercin, dün gece...

21'imde karşıma çıkıp da, 3 yıl içinde: bana savaşı, bana barışı öğreten kadın...
seni konuştuk! senden konuştuk: biz 2 güvercin, dün gece...

21'imde karşıma çıkıp da, 3 yıl içinde: bana savaşmayı, bana barışmayı öğreten kadın...
seni konuştuk! senden konuştuk: biz 2 güvercin, dün gece...

21'imde karşıma çıkıp da, 3 yıl içinde: kardeşlik, arkadaşlık, sevgi, sevda, aşk için savaşmayı, barışmayı, 'yaşam için' tek sözcükle 'kavga'yı öğreten kadın...
seni konuştuk! senden konuştuk: biz 2 güvercin, dün gece...

21'imde karşıma çıkıp da, 3 yıl içinde: bana dostluğu, bana düşmanlığı öğreten kadın...

[duydum ki, yakın dostlarımızdan üçü, birkaç yıl arayla ölmüşler: başın sağolsun, başımız sağolsun! üç iri dal, kızıl, kıpkızıl karanfildiler onlar. yazarken bunları şimdi, ilki çift, sonraki tek, üç buruk gözyaşı, düştü dizlerime: kahverengi iki gözüm -severdin sen gözlerimi- kırmızı, kıpkızıl iki gül olursa birazıcık sonra, hiç şaşmam...]

seni konuştuk, senden konuştuk: biz 2 güvercin... dün gece.

her şeyi, o an unutuverdi de yaren güvercin, hem sordu, hem dinledi...
kendi denizini, kendi kıyısını, kendi dalgasını, kendi acısını, kendi hüznünü, kendi bulutunu, kendi rüzgârını, kendi yağmurunu, kendi selini, kendi suyunu, kendi nil'ini, kendi deryasını unutuverdi de... kendi gökyüzünü, kendi yeryüzünü... unutuverdi de.
hep seni sordu...
seni konuştuk, senden konuştuk: biz 2 güvercin... dün gece.

'hercailik' yok muydu, var mıydı azıcık: sende, -ve belki- her, seni sevende...

hercailik ya da 'aşkına sadık/bağlı kalmama' vardı gibi geliyor bana bizde...
sen 'devrimle nikahlıydın', ben 'düz bir yaşamla'.
devrimden çocuğun var mı, diye sormayacağım. rasladım çünkü çocuklarına.

kuzeyine gittim avrupacıl-dünyanın: sarışın, mavi gözlü, buğday tenliydiler... gördüm onları. görünce selamlaştım onlarla... gülümsediler: selamı var size, anneniz 'ak deni'zin dedim onlara.

güneyine gittim avrupacıl-dünyanın: yine sarışın, yine mavi gözlü, yine buğday tenliydiler... gördüm, görünce selamlaştım onlarla... gülümsediler: selamı var size, anneniz 'ak deni'zin dedim onlara.

uzakdoğusuna gittim, bütüncül-dünyanın: esmer, kahverengi gözlü, yanık tenliydiler... gördüm, görünce selamlaştım onlarla... gülümsediler: selamı var size, anneniz 'ak deni'zin dedim onlara. ['ne kadar esmer varsa, hepsi bizim soydandır,': mahmut baksı, stockholm/stokholm, sweden/isveç].

ülkemdeki, anavatanımdaki güzel çocuklarınızı da gördüm: ne onları gülümserken gördüm, ne de kendim onlara gülümseyebildim. onlar da benim gibiydiler.
çoğu 'yaşamla' evliydiler. kendi anavatanlarında, 'sürgün' gibiydiler. benim gibi.

yaşamdan çocuğun var mı dersen: yok!
ne demiştim, tam 39 yıl önce: '50 olsun, bakar, eğitir, büyütürüz!'
ne demiştin: 'ne 50'si! bir tane bile olmaz! veremem ben bu 'sistem'e çocuk'. n'apsak, n'etsek, alır elimizden. düşman eder: bize ve birbirine, öz çocuklarımızı...'

çıkagelse çalsa kapını şimdi... n'olur: sordu, yâren güvercin.

dedi ki yâren güvercin bana: çalsa, kapını şimdi...
dedim ki: çalsaydı, kapımı şimdi...

yitirirdi dedim: kendine saygısını...
yitirirdim dedim: ona saygımı...

Yorumla|Paylaş

Çamlıca Sabahı: Bir Kahvaltı, Bin Yüz

1 kahvaltı 1000 yüz: bir çamlıca sabahı

nerdesiniz?
evet, yedi tepeli istanbul'un, anadolu yakasındaki, boğaz'a bakan en önemli yükseltilerden birindesiniz bu sabah: çamlıca tepesi'ndesiniz... boğaz seyrinizi bitirdiniz. tepenin boğaz'a bakan yamacında kurulu bir mahalledeki 'yâren evi'ne doğru yürüyorsunuz.

'yâren evi' sahibi, kahvaltı hazırlığındadır şimdi.
çoktan düşünmeye başlamıştır bile, inceden inceye...
şunlar olsun, şu olmasın. bunlar şurada durmalı masada, şunlar kaldırılmalı masadan...

kahvaltıda hangi müzik mi dinlenecek: dost-luk/friendship

... öncelikle 'hanımcıl bakkal'dan ekmek alınacak
giderken sağa sola özenle, öne arkaya dikkatle bakılacak...

ola ki, mutfak penceresi kapı önüne bakan yan evdeki hanım, dedikodu günlüğüne, bu pazartesinin anlam ve önemini not etmeye başlayıvermiştir. n'apılacak?
dış kapı açılırken gürültü yapılmayacak: tıkırt! yüz yüze gelinecek olursa, görmezlikten gelinecek. yine de, son haftalarda yapıp ettiği kötü komşuluk nedeniyle, bahçe kapının ipi, son birkaç günkülerden daha bir sertçe çekilecek: paaat!

açık merdivenlerden inilirken, basamaklar süpürülmüş ve yıkanmışsa, alt kattaki yaşlı ve hasta annesinin zoruyla hiç evlendirilmemiş olan iyi kadına, gülümsemeli bir 'günaydın,'ın ardından 'teşekkür ederim, ellerinize, emeğinize sağlık,' denecek... küçük demir kapının sol kanadı, hafif bir el dokunuşuyla aralanacak: tııırt... klink!

karşı binanın sokak düzeyine kurulu atölyenin yönetim kapısının önüne doğru, şöyle alttan alttan bakılarak, göz süzülecek. kulağında cep telefonu, hiçbir zaman bağırtısız konuşmayan, sert işadamını oynayan biriyle karşılaşılırsa, görmezden duymazdan gelinecek.
atölyenin çalışanlar kapısının önünde, orda burda, başları önde oturan kara yakalı emekçilere, yüzlerine ve gözlerinin içine bakılarak, hafif bir gülümseyle sessiz bir selam verilecek.

hanım bakkaldan bir ekmek ve bir sigara alınacak. bakkalın hemen yanındaki marketten alışveriş eden müşterilerini bügün biraz daha çok azarlayacak olan hanım bakkala, olabildiğince kibar davranılacak...
üstelik teşekkür edilecek, iyi günler dilenecek.

bakkal dönüşünde, atölyenin yönetim kapısının önünden geçerken, sessiz sitemsiz, yalnızca gülümsenerek selam verilecek kimseler aranacak...

[içten içe, dünya hali işte, n'aparsın denecek; kimi otomobil kapısı çarpma gürültüleri, tuhaf görüntüler ve sesler görmezlikten, duymazlıktan gelinecektir... ilerde bir gün, bu konuya bu blogda bir kez daha dönülebilir.]

ola ki, gözleri buğulu bakan tuğçe çocuk, koşarak yanınıza gelecek, biraz utangaçça 'iyi günler,' dileyecektir. ortanca kardeşi ince boyunlu beyza, 'sen napıyon abi?' diye sorulu bir konuşma başlatacak; küçük kardeşi, koca gözlü derya'ysa: 'ben sevmiyom beyza'yı, sen bakkaldan ne aldın?' diyerek, ardından da yavru kediler gibi, alışveriş poşetinize sürtüne sürtüne çevrenizde dolanacak.

ola ki, bahçe kapısına yaklaşıldığında,
karşı binanın orta kat dairelerinden birinin, sokağa bakan mutfak penceresinden dışarıya bir genç kadın başı sarkacak. hemen, sokakta oynayan çocuklardan birine seslenecek ki, pencereden baktığı fark edilsin.

ola ki, bahçe kapının önüne gelindiği sırada, sizi biraz uzaktan görür görmez, bisikletinin pedallarını uçurarak gelip kapıya dayanan bir güzel çocuk, bir küçücük delikanlı elini alnına götürüp asker selamıyla selamlayacak sizi. onun bisikleti ardından koşuveren, o şiirin mi şiirin, küçücük kızkardeşi... o ne soracak: 'ağustoslar oldu mu, incir ayı geldi mi?'
birine 'selam, n'aber?' denilirken, öbürüne: 'incirler olmadı, ağustos gelmedi!' denecek.

eve girildiğinde, kahvaltı için omlet yapmaya başlanılacak; zeytin, peynir, domataes ve salatalıktan oluşan bir tabak hazırlanarak, omletin yarısı bu tabağın kenarına yerleştirilecek.
neden mi yarısı: belki bir başka 'yâren' daha, kahvaltı sonrası, ansızın damlayabilir. kahvaltıda yarım kâsecik reçel de bulundurulacak.

kahvaltı sırasında müzik çalınacak.... hangi müzik?
eski bir sevgili adayından yadigâr kalan: relaxation music / rahatlatıcı müzik.
adı mı ne: dost / friendship!

dün sabahki kahvaltıda hangi müzik mi vardı: dost-luk/friendship

demliğe konulacak çay, lipton'dan doğu karadeniz'in poşet çayı olacak.

çay: lipton, doğu karadeniz, demlik poşet çay

verin isini pasını bir iyice temizleyeyim diyerek çaydanlıkla demliği alan, hem çaydanlığın, hem demliğin başına onulmaz işler açan yeni kapı komşumuzdan söz etmek de vardı burada; yazık ki bu dişi belanın kendini burada savunma olanağı yok. bu yüzden, burada ona ikişkin bir değerlendirme ya da eleştiri yapmak doğru olmaz...
[birkaç gün sonra ya da pek yakında, ya da 'Fahriye Abla, Logistanbul'da... Az sonra!' başlığı altında, en azından uygun bir irdeleme yapılabilir ancak. belki, durumdan vazife çıkarılarak, bu konu genelleştirilebilir de. şimdilik burda durmalı, yazılanı yeterli bulmalı].

bugünkü çay suyu, büyük bir cezvede kaynatılacak, geçen birkaç haftada olduğu gibi. bir başka sorun daha var...

hangi çay kabı seçilecek: kupa bardak mı, siyah fincan mı?

çay kabı seçim sorunu... kupa bardakla mi içilecek çay, yoksa siyah fincanla mı?
kupa bardak seçilirse, onu yıllar önce, çift olarak hediye getiren, gelirsem çaylarımızı bunlarda içeriz karşılıklı oturur da deyip, bu 'yâren evi'ne hiçbir zaman uğramamış olan, baba aynı anne ayrı erkek kardeş, kötülükleri ve iyilikleriyle anımsanacak, kahvaltı süresi içinde zaman zaman.
gözler, zaman zaman kupa bardak üzerindeki resme, yazıya kayacak...
'the jungle book / orman kitabı'
altındaki marka yazısı merak edilecek
'staffordshire - kiln craft - england - tableware'

siyah fincan seçilecek olursa, bunun sekizli takımını yakın zamanda 'yâren evi'ne hediye olarak getirmiş olan, baba aynı anne aynı bir kızkardeş anımsanacak, bütün kötülük ve iyilikleriyle....

evet, bugünkü seçim 'siyah fincan' olsun. markamız ne olacak bu durumda?
'paşabahçe...' [çocukluk yıllarını anımsatınca bu marka, gözler dolmayacak; fincanın içine, tek damla gözyaşı düşmeyecek].
...
şimdi, omletimizi hazırlamaya başlayabiliriz. aşağıdaki ilk 4 fotoğrafta, omlet malzeme tarifimiz de, bu tarifin nasıl uygulanacağı da apaçık bellidir.

omlet mi nasıl olacak: 2 yumurta çırpılacak,
içine hindi sucuk konacak


hindi sucuk dilimleri küçültülecek

küçültülen dilimler, çırpılmış yumurtanın içine atılacak

hazırlanan bu karışım tavaya dükülecek, ocağın altı yakılacak

kahvaltıda bulundurulacak reçelimize gelelim şimdi. bahçedeki küçük vişne ağacından geçen hafta toplanmış olan vişnelerden yapılmış bir evyapımı reçel olacak reçelimiz.

kahvaltıda hangi reçel mi olacak: evyapımı vişne reçeli

vişne nasıl mı bir şeydir: işte böyle bir şey

bunlar mı nedir: reçellik vişne toplanırken,
kuşlara bırakılan iki vişnedir


bunlar mı nedir: reçellik vişne toplanırken,
mahallenin çocuklarına bırakılan vişnelerdir

bunlar: reçellik vişne toplandıktan sonra, vişne ağacıyla,
kuşlar ve çocuklar için ağaçta bırakılmış olan vişnelerin
genel görünümüdür

kahvaltı tabağımızı ve eklerini yerleştireceğimiz masanın düzenlenişine gelelim şimdi.

peynir, zeytin, domates, salatalık ve omletin yarısı...
kahvaltı tabağı hazırdır


kahvaltı tabağımız, çayımız, reçelimiz...
var mı bir eksiğimiz: hayır mı?

haydin, hepimize...
afiyet olsun!

Yorumla|Paylaş
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Labels | Etiketler

08 Mart 2014 10 05 2015 Anneler Günü 101 Dize 11 Mayıs 2014 12 Mayıs 2013 Anneler Günü 13 Mayıs 2012 14 Şubat 18 Ağustos 18 Ağustos 2010 Doğumgünüm 18 Ağustos 2011 Doğumgünüm 18 Ağustos 2012 18 Ağustos 2013 18 Ağustos 2014 18 Ağustos 2015 Doğumgünüm 2011 2014 Falım 2015 60+1 8 March 8 Mart 8 Mart 2013 Adalar Adalet Ağaoğlu Âh Mine'l-Aşk Ahmet Hamdi Tanpınar Ahmet Haşim Ahmet Ümit Akşamüstleri All The Flowers Gone Altmışa Merdiven Anadolu Büyüsü Anadolu Çalgılarıyla Rahatlama Müziği Anayurt Özlemi Anneler Anneler Günü Âşık Sana Bir Sözüm Var Aşk Aşk Çocukları Aşk İki Nokta Üst Üste Aşk Mektupları Aşk Sürgünü Aşk Şiirleri Aşk Üçgeni Aşk ve Felsefe Aşkın Kokusu Aşkın Renkleri Aşklar Attilâ İlhan Ayın Nadir Aykırı Metinler Aykırı Sesler B. B. King Baba Babalar Günü Bahar Bahr-ı Tahvîl Bahrı Tahvil Behçet Necatigil Ben Birimdeyim O Altmışında Bilmem Şu Feleğin Bir Aşk Öyküsü Bir Bahar Akşamı Bir Yılbaşını Anlamak Blues Boşuna Bekliyorsun Bu Dünyada Olan Bitenler Buket Uzuner Buluşmak Üzere Can Yücel Caz Cemal Süreya Cemre Cep Telefonu Cogito Come Out Whatever You Are Cümleler Çamlıca Çıplak Ayaklıydı Gece Çiçekler Çivitmavisi Çoğulcu Bir Aşk Belgesi De ki Dedicated to Van Gogh Deniz Depremler Der ki Nar DerKenar Devrim Diller ve Nesneler Dilsiz Aşk Divan Şiiri Doğum Gelenekleri Doğum Günüm Doğum Törenleri Doğumgünleri Dost Dostların Anısına Dostluk Dört Mevsim Dr Ufuk Yaltıraklı Duvar Yazıları Dünya Anneler Günü Dünya Annneler Günü 2010 Dünya Annneler Günü 2012 Dünya Kadınlar Günü Editorbey En İyi Dost Erciş Erkeklerimiz eS Eysan Facebook Fal Felsefe Felsefe Akşamları Felsefe ve Aşk Felsefe ve Yaşam Felsefenin Aşkı Felsefenin Tadı Fotoğrafçı Friendship Geldi Kafiye Gitti Safiye Gemiler Giderim Van'a Doğru Göç Gökkuşağı Gökyüzü Gülen Yüzler Ülkesi Güller Gülten Akın Güven Turan Güvercin Ayrılıklar Güvercinler Güvez Güvez Diliyle Güvez Fotoğrafları Güvez Gözüyle Güvez Şiirleri Güzelleme Happy Birthday To Us Hasat Mevsimi Haydar Ergülen Hepi Börtdey Tu As Hepi Börtdey Tuuu Miii Hercai Hide and Seek İblisler Azizler Kadınlar İdiller Gazeli İki Kıta İki Âşık İkimizin Doğum Günü İlhan Berk İlk Akşam İlk Gün İlkbahar İlkyaz İnferno İskender Pala İstanbul İstanbul Baharları İstanbul Etkinlikleri İstanbul Fotoğrafları İstanbul Mevsimleri İstanbul Şiirleri İstanbul ve Aşk İstanbul'da Aşk İstanbul'da Felsefe İstanbullu Şiirler İyi ki Doğdum Joan Baez Kadıköy Kadıköy'de Söyleşi Kadınlar Kadınlar ve Erkekler Kahvaltı Kandil Işıkları Kapı Kara Kuşlar Karakışlar Kargalar Karşılaşmalar Kavuşma Kayahan Özgül Kediler Kedilerin Aşkı KendimLe Kıyılar Klip Kuşlar Kutlama Kutsal Aşklar Kuyudaki Adam Logos Louise Glück Martı Martılarındır İstanbul Mektuplar Moda Mother's Day 2013 Murathan Mungan Mutluluk Müzik Nar Nâzım Hikmet ve Aşkları Nehir Dizeler Netlog Nirvana nirvAnne Omlet Özdemir Asaf Özlem Panorama Papatyalar Parıltı PusulaŞiir Refik Erduran Relaxation Music with Turkish Instrument Renkli Taşlar Resmin Gölgesi Şiire Düştü Ruhi Su Sabah Saint Valantine Day Saklambaç Seçiminiz Hangisi? SekizinciRengim Seni Düşündüm Servet-i Fünun Sevda Sevgi Sevgi Soysal Sevgili Sevgili Sözleri Sevgililer Sevgililer Günü Sevgililer Günü 2015 Sobe Sokaklar Söylenmezi Bulmak SuSu Şeker Bayramı Şeyh Galib Şiir Şiir Şey Şiir Şeyler Şiirler ŞiirŞey ŞiirŞeyler Şubat Taşlamalar Tevfik Fikret Tuttum Birini Sevdim Ufuk Yaltıraklı Üsküdar Üzgün Kediler Gazeli Van Erciş Depremi Van Gogh'a Adanmıştır Vapur Vapurlar Video Videolar World Mothers Day World Women Day Yakalar Yalnızlıklar Yâren Yâren Evi Yârenlere Ağıt Yaş Yaşam Yaz Yaz Issız Yazısız Yeni Yıl Yeni Yıl Kutlaması Yılbaşı Yolllar Yunus Emre Yurdumsun Ey Uçurum Yürümek